Ana Sayfa FUTBOL Dünya'dan Futbol Öz Evlat Etkisi | Manchester United

Öz Evlat Etkisi | Manchester United

13 dakikada okuyabilirsiniz.
0
3
205
Manchester United, Ole Gunnar Solskjaer, Paul Pogba

    Ole Gunnar Solskjaer.. Kimilerine göre bir rüya bir hayal gibidir, yıllarca formasını terlettiğin, kupalar kazandırdığın,adına besteler yazılan kulüpte aktif spor hayatın bittiğinde antrenör olarak görev almak. Ole Gunnar için de Manchester United’ı çalıştırmak, rüyasını yaptıklarıyla bir hayalden öteye geçirmek çabasında gibi gözüküyor.

Peki iyi top oynamayan, sonuç alamayan ve hatta bu başarısızlığı hazmetmiş bir yapıya bürünmüş takımın, bir anda sihirli bir değnek dokunmuşçasına skor bulmaya, göze hoş gelen futbol oynamasına sebep olan neydi? Gelin şimdi bunları biraz değerlendirelim.

 1-Ole Gunnar Solskjaer

Manchester United, Paul Pogba

 Yıllarca bu formayı giymiş biri olarak kulübün nasıl bir işleyiş içerisinde olduğunu, kendisinden istenilenin ve taraftarın ondan beklentisinin ne olduğunu bilerek gelmiş bir antrenörden bahsetmek gerek. Teknik direktörlük bazında ilk ve en büyük tecrübesini futbolculuk hayatında efsane olduğu takımda yapma fırsatı bulan Ole Gunnar’ın en büyük avantajı futbolcuların Mourinho gibi artık kulüpte misyonunu tamamlamış bir antrenörün arkasından bu görevi devralmış olmasıdır. Gerek futbolcularla ilişkileri, gerek saha içerisindeki öfke patlamalarıyla gerekse maç sonu söylemleriyle antipatik bir hal almış teknik direktör haline gelen, seveni kadar bir o kadar da sevmeyeni olan Mourinho’nun artık United’da misyonunu çoktan tamamlamış olduğunu görebiliyorduk. Ole Gunnar da bu havayı yıkmak adına verilmiş en doğru kararlardan biriydi. Sebebi ise takım içerisinde yaşanılan oyuncu bazındaki sıkıntıları çözmek için futbolcu olarak, bu kulübe uzun yıllar hizmet etmiş, hem futbolcunun dilinden anlayan hem de ortak bir kültüre sahip olmuş olması en büyük etkenlerden bir tanesi ama tek sebebi değil. Belki de klasikleşmiştir ama her hoca değişiminde oyuncular bazında olumlu, ılımlı bir hava olma seviyesi çok yüksek orandır. Azımsanmayacak derecede olan bu oranı sürekli hale getirme işi de gelen antrenörün kapasitesiyle alakalıdır. Ole Gunnar da bu 10 haftalık periyotta bunu fazlasıyla gözler önüne koydu. Belki Sir Alex Ferguson’un da ona akıl hocalığı yapıyor olma ihtimali bunda önemli pay sahibidir. Kulübün içerisinden bir öz evlat olan Ole Gunnar’ın kredisinin de getirebileceği birçok hocaya nazaran daha fazla olacağını bilen yönetim, kadro kalitesinin lig şampiyonluğu gibi bir iddiası olmadığından Şampiyonlar Ligi’ne gitmek için gerekli olan ilk 4 sıraya yerleşebileceğine inanmış olsa gerek ki böyle bir tercihe imza attılar.

2-Oyun İçi Özgürlük ile Pogba ve Yandaşlarının Boyut Atlaması

Manchester United, Paul Pogba

Mourinho denildiğinde ilk akla gelen terim önlem almaktır. En basitinden Real Madrid döneminde Pepe’yi ön libero oynatması, Barcelona’ya böyle bir önlem alma denemesi akıllara gelir. Oynamaktan çok oynatmamayı benimsemiş olan Mourinho’nun bu kısır döngüsü de taktiksel olarak yeterli olmamakla beraber oyuncuları da özgüven yönünden olumsuz hale getirdi. Daha önceleri skoru bulmak için oldukça zorlanan, bulduğunda da bunu korumak için oldukça güç kaybeden bir takım hüviyeti söz konusuyken Ole Gunner ile bu durum değişiklik gösterdi. Daha ofansif, daha çok oyuncuların oynarken, taraftarların da izlerken keyif alacağı bir takım haline getirdi. Peki bunu nasıl yaptı sorusunun cevabı ise oyun içi birkaç ince dokunuş olacaktır.

     Bunlardan ilki geçtiğimiz yaz ayında Dünya Kupası’nın sahibi olan Fransa Milli Takımı’nın oyun içerisindeki aklı olan Pogba’nın sınırlarının genişletilmesi oldu, daha özgür bir oyun stiline kavuşan Pogba’nın hem gol hem de asist bazında skor katkısı artış gösterdi.

       İkinci dokunuş ise Ander Herrera’nın asıl mevkii olan 6 numaraya çekilmiş olmasıdır. Matiç’in de hem fiziksel olarak hem de eskisi gibi saha içi hakimiyetin artmasıyla dinamik, gezen bir orta saha yaratmış olması büyük ölçüde takımın hem ofans hem de defans gücünü bu denli artırmada önemli bir etmen oldu. Bunun yanında Martial ve Rashford’un adam eksiltme becerilerinin yanına bitiricilik ve gol vuruşu becerisini bir tık arttırmasıyla da skor bulma ve istenilen sonucu alma anlamında daha farklı bir takım haline gelmesine yol açtı. Defans bloğunda ise Temmuz 2017’de büyük ümitler vaad ederek Benfica’dan 35 milyon Euro karşılığında transfer edilen Lindelöf’ü savunmanın lideri konumuna getirerek oynadıkça özgüveni artan ve kendini daha çok geliştiren biri haline dönüştürmesi oldukça önemliydi. Bunda en büyük pay sahibi hiç kuşkusuz oyuncusuna bu şansı tanıyan Ole Gunner Solskjaer’den başkası değildir.

3- En İyisi Olma Yolunda Bir De Gea

Manchester United, David De Gea

     Yukarıda bahsettiğimiz tüm bu saha içi gerek taktiksel gerekse mental dokunuşların yanında olağanüstü işler yapan ve yapmaya da devam edecek izlenimi yaratan De Gea’ya ayrı bir parantez açmak lazım. Bazen istenilen bütün taktikleri yapmış olsanız bile o gün kazanmak için takım içi bir lidere hatta kurtarıcıya ihtiyaç duyulur. İşte tam bu anlarda bu sorumluluktan kaçmayan bir kahraman, bir kaptan gibi gemisini kurtarmak adına hareket ediyor. Gerek sürekli oyunun içinde oluşu, gerek sezileri, gerek ayaklarına hakim oluşu gerekse de gol diye sevineceğiniz o anda parmaklarının ucuyla ümit kırıyor oluşu onun en iyi olma yolunda doğru adımlar attığının en büyük göstergesi olsa gerek. Bunun en yakın ve canlı örneğini son oynanan Tottenham maçında görmek mümkün olacaktır. Galibiyetin tek mimarisi olarak gösterilmesi, maç içerisinde yapılan taktik anlayış ve oyuncu değişiklikleriyle Solskjaer’ı görmezden gelmek gibi olacak fakat Gunnar’ın taktiksel liderliğiyle birlikte oyuncu bazında maçın en iyisiydi demek yanlış olmayacaktır. Performansının bu denli olumlu bir artış göstermesi Kırmızı Şeytanlar’ın 31 Ağustos 2015 gecesi bir dakikayla Real Madrid’e transfer olamaması gibi bir fiyaskonun yaşanmasına her geçen gün daha çok duacı olmalarına sebebiyet verdiği ise aşikar.

   Tüm bu yaşanılanları göz önünde bulundurursak United daha aç, daha fazla ısıran, daha çok arayan ve doymayan bir takım haline gelmiş bir durumda. Peki Solskjaer’ın takımı bu isteğini daha ne kadar gösterebilecek bunu tahmin etmek şimdilik biraz güç, ama tahmin edebileceğimiz bir şey varsa o da Ole Gunnar’ın rüyasının hala devam ediyor olmasıdır. Solskjaer’ın sözleşmesi bu sezon sonunda son bulacak. United yöneticileri Mayıs ayında bitecek olan bu sözleşmeyi uzatma kararı alarak yeni bir Zidane ve Guardiola gibi futbolculuk yıllarında efsane oldukları kulüplerde antrenörlük yaşantılarında da efsane olmayı başarmış isimlerin yanına onunda yazılmasına müsaade edecekler mi? Bunu da zamanla öğreneceğiz.

  • Barcelona

    Barcelona Avantajı Kaptı

    PSG karşısında tarihi bir geri dönüşe imza atan Manchester United, çeyrek final ilk maçınd…
  • Liverpool

    Liverpool Şampiyonluğa Tutundu

    Premier Lig’de Manchester City ile amansız bir mücadele içerisinde olan Liverpool, Southam…
  • S Sport Plus

    S Sport Plus Spora Doyuracak

    Türkiye’de spor televizyonculuğuna yeni bir soluk getiren S Sport Plus, 2-9 Nisan tarihler…
Load More Related Articles
Daha Fazla İlgili Makaleyi Oku Özgür Gümüş
  • Liverpool

    Liverpool Şampiyonluğa Tutundu

    Premier Lig’de Manchester City ile amansız bir mücadele içerisinde olan Liverpool, Southam…
  • La Liga’da 4×4’lük maç

    La Liga’nın 30. haftasında Barcelona deplasmanda Villarreal ile 4-4 berabere kaldı. …
  • Mesut Özil Havalara Uçtu!

    Arsenal’ın 2-0’lık zaferi Mesut Özil’i epey mutlu etti. Son zamanlarda k…
Daha Fazla Oku Dünya'dan Futbol

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Kontrol Et

Euroleague 26. Hafta | Panorama

Eurolegue’de kazan kaynamaya, her hafta puan tablosunda farklı senaryolar gerçekleşmeye de…